info@teomandal.com

Dolgu Enjeksiyonları

Mimik kaslarının kasılması sırasında üzerlerindeki cildin aynı ölçüde kısalamaması deride katlanmalara neden olurken cilt altı yağ dokusunun miktarı, cildin su içeriği, ciltteki kollajen ve elastik liflerin dağılımı ile beraber yaş, güneş hasarı ve cilde ait hastalıklar katlantı bölgelerinde kalıcı kırışıklıkların oluşmasında etkili olmaktadır.

Cildin elastikiyetini sağlayan kollajenin yapısında bulunan hyoluronik asidin yaşla birlikte azalması ile zamanla cildimiz incelmekte, kurumakta ve elastikiyetini kaybetmektedir. Sonuç olarak mimik kaslarının tekrarlayan hareketlerine bağlı olarak üzerlerindeki ciltte oluşan katlantı ve kırışmalar zamanla kalıcı izlere dönüşmekte ve bu izler giderek derinleşmektedir.

Hacim kaybeden yumuşak dokuların desteklenmesi ve ciltteki kırışmaların tedavisi için farklı dolgu materyalleri kullanılmakta olup bunlar içinde en fazla tercih edilenler otojen (hastadan elde edilen) yağ, sentetik kollajen ve Kalsiyum Hydroxylapatite enjeksiyonlarıdır.

Yağ Enjeksiyonları

Hastanın kendi yağı kullanılarak yapılan enjeksiyonlarda bacak dış kısımları, kalçalar, göbek çevresi gibi bölgelerde cilt altından vakumlu kanül sistemleri ile elde edilen yağ dokusu, filtreleme işleminden geçirildikten sonra burun kenarları, elmacık kemikleri, kaşlar arası ve göz burun arasındaki çukur bölgelerin doldurulmasında kullanılmaktadır. Yağın alınma bölgesinde doku hasarı oluşmasının yanı sıra uygulama bölgesinde zamanla oluşacak hacim kaybını ön görerek farklı seviyelere, ihtiyaç duyulan miktarın üzerinde ve tekrarlayan enjeksiyonların yapılmasının gerekmesi bu tekniğin en önemli dezavantajlarıdır.

Hyoluronik Asit

Yüz cildinde uygulanan farklı dolgu enjeksiyonları içinde en fazla tercih edilenlerden birisi olan hyoluronik asit ile yıllar içinde oluşan hyoluronik asit kaybı yerine konulmakta ve kırışıklıkların, düzensizliklerin kaybolması sağlanmaktadır.

Bir polisakkarit yani doğal şeker olan Hyalüronik asit, İnsan vücudunda cildin derin tabakasında yaygın şekilde dağıtılmış olarak bulunan doğal bir moleküldür. Bu molekülün hücre bölünmesi, eklemlerin kayganlığının sağlaması ve cildi gergin tutmak gibi çok önemli görevleri vardır. Ciltteki hyoluronik asit miktarının ilerleyen yaşla birlikte azalması ve beraberinde oluşan su kaybı kırışıklıkların oluşmasında önemli rol oynar.

İlk uygulanmaya başladığı dönemlerde hayvansal kaynaklardan elde edilen Hyoluronik asit günümüzde bakteriler kullanılarak sentetik olarak üretilebilmekte ve molekülleri arasında farklı derecelerde çapraz bağlar oluşturularak uygulama bölgelerinde değişik kalıcılık süreleri ve kullanım amaçları olan formları elde edilebilmektedir.

Su tutma özelliği olan hyoluronik asit enjekte edildiği bölgelerde cilde nem ve dolgunluk kazandırarak genç görünüm sağlamakta ve mimik kasları üzerinde bir etki yapmadığından her zaman doğal ifadeleri korumaktadır.

Hyoluronik asit enjeksiyonları canlı, pürüssüz bir yüz cildi sağlamanın yanı sıra yüz hatlarını belirginleştirmek, özellikle burun, ağız kenarlarındaki derin çizgileri önlenmek ve dudaklara dolgunluk kazandırmak amacı ile en sık yapılan yüz estetik müdahaleleri arasındadır.

Uygulanan hyoluronik asit zamanla vücut tarafından absorbe edildiği için 6 ay ile 1 yıl arasında etkisi azalmakla birlikte bu süre kişisel özelliklere ve uygulama bölgelerine göre değişmektedir.

Birkaç dakikalık uygulama süresinden sonra etkisi hemen gözlenen hyoluronik asit enjeksiyonları öncesinde bir hazırlık ya da test yaptırmak gerekmemektedir. İşlem genel olarak belirgin ağrı ya da rahatsızlık yaratmamasına karşın özellikle dudakları dolgunlaştırmak amacı ile yapılan enjeksiyonlar öncesinde yüzeysel anestezi uygulanması önerilmektedir.

Kalsiyum Hydroxylapatite

Derin uygulamalar için tercih edilen bu dolgu maddesi mikroskopik kürelerden oluşmakta ve sodyumkarboksimetilselüloz jel içinde süspansiyon olarak bulunmaktadır. Ağrılı bir enjeksiyon olması nedeni ile lokal anestetiklerle karıştırılarak uygulanan bu dolgu materyalinin en önemli avantajı bir yılı aşan etki süresi ve gerektiğinde etkisinin geri döndürülebilir olmasıdır.